11 Ekim 2026 Pazar

Plato ve aşk

Bir zamanlar bir üniversitede verdiğim derslerden biri idi: Aşk nedir, aşk anlayışımızdaki değişimler. Aşk konusuna politika, felsefe, tarih, cografya açısından bakmıştık ve aşk anlayışımız zaman içinde nasıl değişiyor incelemiştik. Verdiğim derste konusu geçmiş bir şeyi anlatacağım. Plato ve onun aşk anlayışı


Plato’ya göre aşk (Eros), sadece iki insan arasındaki duygusal veya fiziksel bir çekim değildir. O, insanın içindeki çok derin bir ruhsal eksikliği tamamlama arayışıdır. Platon bunu ünlü eseri The Symposium'da mitolojik hikayeyle anlatır. Buraya daha önce yazmıştım. 

Hikayeye göre, insanlar başlangıçta dört kollu, dört bacaklı, iki yüzü olan ve tek bir kafada birleşen koskocaman, bütünsel varlıklarmış. Çok güçlülermiş, öyle ki bir gün tanrılara kafa tutmaya bile kalkmışlar. Tanrıların kralı Zeus onlara haddini bildirmek istemiş ama onları tamamen yok etmek de istememiş, çünkü o zaman tanrılara kurban sunacak kimse kalmazmış.Tanrılar dahiyane bir fikir bulmuşlar: Her insanı tam ortasından ikiye bölelim demişler ve öyle de yapmışlar. İşte o günden beri hep kayıp hissedip diğer yarımızı aramışız.  Platon için aşk, bu bütünlüğü ve yitirilmiş birliği yeniden kazanmak çabasıdır.

Kadınlar Devre Dışı
Bugün platonik aşkı genellikle bir kadına ya da erkeğe duyulan romantik bir his olarak düşünürüz. Ancak Platon’un yaşadığı zamanda toplumsal yapı çok farklıydı. Maalesef o dönemde kadınlar sosyal, siyasi ve entelektüel hayatın tamamen dışındaydı; eğitim almaz ve yurttaş bile sayılmazlardı.  Platon bu yüzden aşkı ikiye ayırıyordu: 

Aşağılık (Adi) Aşk: Tamamen bedensel arzuya, sekse ve üremeye dayalı aşk. Platon, Atina’daki kadın-erkek ilişkilerini tam olarak bu kategoriye koyuyordu. Evlilikler sadece neslin devamı içindi ve zihinsel bir derinliği yoktu.

Göksel Aşk: Ruha, karaktere ve zekaya hitap eden en yüce aşk. İşte Platon’a göre bu aşk, sadece iki erkek arasında yaşanabilirdi! 

Kadınların yurttaş bile sayılmadığı bir zamanda ve dünyada, bir kadına aşık olmak.... elbet de düşük ve adi görülecektir. O zaman aşk sadece iki erkek arasında mı olur? Plato der ki, kadın ve erkek arasındaki aşk üremek içindir ve adidir, ama asıl aşk, yüce olan, iki erkeke arasında mümkündür, çünkü içinde ruhsallık vardır.

Mentor ve Genç Erkek Aşkı 
Antik Yunan aristokrasisinde bugün bizim çok şaşıracağımız bir sistem vardı: Paiderastia (Pederasti). Bu, toplumda gizli saklı yaşanan bir şey değildi, hele hele bir sapkınlık hiç değildi; aksine gençlerin geleceğe hazırlanması için kurumsallaşmış, son derece saygın bir eğitim modeliydi.

Bu ilişkide iki taraf vardı:

Erastes (Seven): Yaşça büyük, toplumda statüsü olan, bilge ve deneyimli yetişkin bir erkek (mentor).

Eromenos (Sevilen): Ergenlik çağında, geleceğin Atina yurttaşı olmaya aday genç bir oğlan.

Bu ilişki sadece cinsel bir çekimden ibaret değildi; her şeyden önce bir hoca-talebe bağından oluşuyordu. Büyük erkek, genç oğlanı korur, ona felsefe, siyaset ve savaş sanatlarını öğretirdi. Karşılığında ise genç ondan hayranlık ve sadakatini esirgemezdi.

Ask merdiveni
Plato, "Tamam, bir erkeğin genç bir oğlanın fiziksel güzelliğine vurulması çok normal. Ama gerçek bir filozof burada takılıp kalmamalı" diyordu. Platon aşkı bir merdivene benzetirdi:

Basamak 1: 
Tek Bir Güzel Bedene Duyulan Aşk: Aşk önce fiziksel çekimle, tek bir bedenin güzelliğine hayran olmakla başlar.

Basamak 2: 
Tüm Güzel Bedenlerin Ortak Güzelliği: Kişi olgunlaştıkça, güzelliğin sadece bir bedene ait olmadığını, tüm güzel bedenlerde ortak bir form olduğunu fark eder.

Basamak 3: 
Ruhun Güzelliği: Fiziksel güzelliğin geçici olduğunu anlayan kişi, karakterin, erdemin ve ruhun güzelliğine aşık olur. Çirkin bir bedendeki güzel bir ruh, güzel bir bedenden daha kıymetli hale gelir.

Basamak 4: 
Kurumların, Yasaların ve Bilginin Güzelliği: Aşk daha da genişler; insan toplumu var eden adil yasaların, bilimin ve felsefenin güzelliğine hayranlık duymaya başlar.

Basamak 5: 
Güzelliğin Kendisi (Güzellik İdeası): Merdivenin en üst basamağında, hiçbir şeye bağımlı olmayan, değişmeyen, ölmeyen, saf ve mutlak "Güzellik İdeası" yer alır. Gerçek aşk, ruhun bu ilahi güzelliğe ulaşması ve onunla bütünleşmesidir.

Yani Platon’un asıl amacı, erkek erkeğe yaşanan bu yoğun aşk enerjisini, yatak odasından çıkarıp felsefeye, bilgiye ve bilgeliğe dönüştürmekti. İşte orijinal "platonik aşk", cinsel arzunun bastırılarak zihinsel ve felsefi bir boyuta yüceltilmesi demekti. Bügünkü platonik aşk anlayışımızdan ne kadar uzak.

Büyük Değişim ve Sansür
Platon yaşlandıkça felsefesinde çok keskin bir dönüş yaşadı. Ömrünün son yıllarında yazdığı Yasalar diyalogunda, gençliğinde göklere çıkardığı bu erkek erkeğe aşk ilişkilerini aniden "doğaya aykırı" ilan etti ve yasaklanması gerektiğini savundu. Çünkü üremek gerekiyordu.

Yüzyıllar sonra sahneye Hristiyanlık çıkınca işler iyice değişti. Kilise babaları, Platon’un "bedensel hazları aşın, ruhsal güzelliğe odaklanın" fikrini çok sevdi, ama arkasındaki bu "erkek erkeğe aşk" bağlamından çok rahatsız oldu. Bu kısımları tamamen sansürlediler ve görmezden geldiler! 

15. yüzyıl Rönesans döneminde İtalyan filozof Marsilio Ficino ilk kez "Platonik Aşk" (Amor Platonicus) terimini ortaya attığında, bunu sadece iki erkek entelektüel arasındaki cinsel olmayan derin dostluk için kullanmıştı. Ancak zamanla bu kavram edebiyata sızdı, değişti, dönüştü ve nihayetinde bugün bildiğimiz, karşı cinse duyulan "uzaktan uzağa, masum ve sekssiz aşk" kalıbına büründü.

Sözün kısası; Plato aşkı yüce görür, zamanın en başındaki esas doğal benliğimizi bulma çabasıdır, tensel çekimden uzakdır, aşk ruhsaldır ve erkeğe beslenir; çünkü kadına duyulan sadece tenseldir ve üremeye odaklıdır. 

Daha anlatacağım çok şey var. Bir sonrakinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder