10 Mayıs 2021 Pazartesi

Yeni dating sözlüğü




Sosyal medya ikili ilişkilerimizi kökten değiştirdi. Haliyle sözlüğümüze yepyeni kelimeler ve kavramlar eklendi. Buyurun bakalım, siz bunlardan hangilerini yaşadınız veya yaşattınız?

Benching (Yedek Kulübesi): Birisinden hoşlanıyorsunuzdur ama aklınızda "acaba daha iyisi var mı?" sorusu vardır. O kişiyi yedekte (bankta) bekletip başkalarını yoklarsınız. Eğer diğer alternatiflerden bir şey çıkmazsa, yerinizi sıcak tutan o yedekteki kişiye geri dönersiniz.

Breadcrumbing (Ekmek Kırıntısı Bırakmak): Uzaktan arada bir bir kaç güzel söz söylersiniz, bir kaç story beğenirsiniz, arada güzel bir mention, belki ileride bir şey olur diye, öylece orada tutarsınız ilgi duyduğunuz ama harekete geçmezsiniz. Bir gün lazım olur düşüncesiyle karşı tarafa sürekli küçük umut kırıntıları bırakmaktır, ama asla ciddi bir harekete geçmezsiniz.

Cloaking (Görünmezlik Pelerini): İlişki bittiğinde ya da küstüğünüzde, karşı tarafı hiçbir açıklama yapmadan tüm sosyal medya hesaplarından silmek ve tamamen engellemektir.

Cuffing / Uncuffing (Sezonluk Sevgililik): İlişkileri mevsimlik yaşayanlar... Kış boyunca yalnız kalmamak için biriyle sevgili olurlar (cuffing), yaz gelip eğlence sezonu açıldığında ise onu hayatlarından çıkarıp yeni maceralara yelken açarlar (uncuffing).

Cushioning (Yastıklama): Mevcut ilişkisi bitmeden önce, ayrılık acısını hafifletmek için alternatifleri test etmeye başlamaktır. Ayrılık gerçekleştiğinde düşüş sert olmasın diye altlarına yeni bir "yastık" sererler.

Dateview (Mülakat Randevusu): Biriyle yemeğe çıkarsınız ama kendinizi iş görüşmesinde gibi hissedersiniz. "Evlenmeyi düşünüyor musun?", "Çocuk istiyor musun?", "Kaç para kazanıyorsun?", "Evin var mı?" gibi sorular peş peşe gelir.

Firedooring (Tek Taraflı Kapı): Tamamen tek taraflı bir iletişim biçimidir. Siz mesaj attığınızda dönmezler ama kendi işleri düştüğünde ya da canları sıkıldığında aniden arar, mesaj atar veya fotoğraf beğenirler. Bir nevi sosyal medya dünyasının booty call’u.

Ghosting (Hayalet Olma): Hiçbir sorun yokken ve hiçbir açıklama yapmadan aniden sosyal medyadan silinip yok olmaktır. Karşı taraf ne olduğunu anlamadan "Neden böyle oldu?" diye düşünür durur.

Haunting (Musallat Olma): Ghosting'in bir tık farklı versiyonudur. Sizi hayatından çıkarmıştır, ortada yoktur ama gizliden gizliye Instagram hikayelerinizi izlemeye ve paylaşımlarınızı yukarı kaydırmaya devam eder. Varlığını arkadan hissettirir.

Kittenfishing (Filtre Avcılığı): Buluştuğunuz kişinin profil fotoğrafındakiyle hiçbir alakasının olmaması durumudur. "Fotoğraftan çok farklısın" dediğinizde, "Ah evet, o 10 yıl önceki halim" gibi bahaneler duyarsınız.

Left on Read (Görüldü Atmak): Gönderdiğiniz mesajı okur, görürsünüz okuduğunu ama cevap vermez.

Orbiting (Yörüngede Kalmak): İlişki tamamen bitmiştir ancak karşı taraf tamamen gitmez. Hikayelerinizi ilk izleyen odur, gönderilerinizi beğenir. Sizi kendi yörüngesinde tutmaya çalışır.

Phubbing (Telefon Bağlılığı): Sizinle baş başa yemek yerken bile gözünü ve elini telefondan ayıramayanlar... Yüzünüze bakarak konuşmak yerine mesajlaşır, fotoğraf çeker ve sırf ekrana bakmak için sözünüzü keser.

Roaching (Hamam Böceği Taktiği): Başkalarıyla da flört ettiğini sizden gizleme durumudur. Siz kendinizi tek sanırsınız ama arkada, tıpkı hamam böcekleri gibi, görünmeyen düzinelerce alternatif vardır.

Snack (Aıştırmalık): Görsel olarak çok çekici, güzel veya seksi olan ama derinliği olmayan kişidir. İlişki açlığını kısa süreliğine bastırmak için ideal bir "atıştırmalık" konumundadırlar.

Stashing / Pocketing (Saklamak): Birlikte olduğunuz kişinin sizi hayatına dahil etmemesidir. Ailesiyle veya arkadaşlarıyla tanışmazsınız, sosyal medyasında sizinle ilgili tek bir iz yoktur. Herkes onu yalnız sanır çünkü diğer alternatiflere kapısını açık tutmak istiyordur.

Submarining (Denizaltı Taktiği): Hayatınızdan aniden çıkan, sizi engelleyen birinin aylar sonra hiçbir şey olmamış gibi "Selam, naber?" diye ortaya çıkmasıdır. Tıpkı bir denizaltı gibi ansızın yüzeye çıkarlar.

Slow Fade (Yavaşça Solmak): İlişkiyi açıkça bitirmek yerine ilgiyi yavaş yavaş azaltmaktır. Mesajlar seyrekleşir, aramalar azalır ve ilişki adeta kendi kendine kurur.

Thirst Trap (İlgi Tuzağı): Sırf sosyal medyadan beğeni, övgü ve ilgi toplamak amacıyla paylaşılan iddialı ve seksi fotoğraflardır.

Tinstagramming (Tinder'dan Instagram'a): Sizi Tinder gibi çöpçatanlık uygulamalarında bulup, ilk iletişimi oradan kurmak yerine doğrudan Instagram'dan takibe alıp DM'den yürüyenlerin taktiğidir.

Zombieing (Zombi İstilası): Yıllar önce hayatınızdan tamamen çıkmış, adını unuttuğunuz eski sevgilinin adeta mezardan uyanmış gibi yıllar sonra aniden telefon ekranınızda "Merhaba" diye belirmesidir.

5 Nisan 2021 Pazartesi

Benevolent sexism

Sexism ile baş edebiliriz, cümleler açıktır nettir, negatif bir ayrım yapar cinsiyetler arasında. Ama benevelont sexism ile baş etmek zor. Çünkü görünürde söz konusu  cinsiyet için güzel (!) bir şey söyleniyordur, içindeki sexism pek anlaşılmaz, ama altında cinsiyetçi roller tanımlanmıştır ve bir ayrım vardır. 

Örnekleyelim konu açılsın:

İş mülakatınızda "bu projeye bir kadın eli değsin istiyoruz" gibi bir cümle kurulmuş ise mesela. Hoş geliyor kulağa değil mi, ama öyle değil. Çünkü bu işte başarılı olup olmayacağınız, geçmiş iş tecrübeniz, aldığınız eğitim sorgulanmıyor.  Sadece kadın olduğunuz için bu işi yapabileceğinizi düşünüyorlar. Sadece kadın olduğunuz için, altını çiziyorum, başka bir nedeni yok. 

Başka bir örnek. Çokça karşılaştığım ve  karşı çıktığım, eleştirdiğim bir örnek:
"Kadını eğitmeliyiz çünkü çocukları anne yetiştirir. Düzgün bir nesil eğitimli anneden geçer".  Kadını eğitmeliyiz, kız çocukları okula gitmeli, güzel geliyor kulağa değil mi, ama alt tonu hiç de güzel değil. Kadınları okula düzgün çocuklar yetiştirsinler diye gönderiyoruz, eşit eğitim hakkını bu yüzden savunuyoruz, çocuk yetiştirmek sadece annenin, kadının görevidir diyoruz, kadını anne olmak ve çocuk bakmak ile sınırlıyoruz. Oysa kadının eşit eğitim hakkını savunurken bunun insan haklarından biri olduğunu savunmalıyız, iyi bir eğitim öğretim ile kendi ayakları üzerinde güçlü durabilmesini ve eğitim ve öğretim yoluyla sosyal, ekonomik ve politik hayata eşit olarak iştirak edebilmesini savunmalıyız. Çocukları iyi yetiştirmek için değil.

Başka örnekler var elbet. Mesela: 
"Kadınlar daha şefkatli, daha sabırlı ve daha sevgi dolu; o yüzden öğretmenliği, hemşireliği en iyi kadınlar yapar"
"Kadınlara otobüste yer vermeliyiz"
"Kadınlar evlerine daha iyi bakar, daha temizdir, daha düzenlidirler."
"Kadınlar narindir, kadınlar çiçektir."
"Kadın vücudu daha estetik, daha güzel." 

2 Nisan 2021 Cuma

Backhanded compliments

Backhanded compliments. 
Türkçesi nedir bilmiyorum ama bahsetmek istiyorum. Hani şu iltifat mı ediyor hakaret mi pek bilemediğimiz, duyduğumuzda tam olarak ne hissediyor olduğumuzu anlayamadığımız sözde-güzel cümleler.

Örnek vereyim de konu aydınlığa kavuşsun.

"O sınavdan bu kadar yüksek not alacağını hiç beklemiyordum. Tebrikler."

"Keşke ben de senin gibi vurdumduymaz olsaydım, o zaman bu kadar canım yanmazdı"

"Bu saç modelin çok daha güzel olmuş"

"O kadar güçlüsün ki, o kadar bağımsız ve özgür yaşıyorsun ki - ondan birini bulamıyorsun ve yalnızsın"

"Makyaj sana çok yakışıyor, makyaj yapınca o kadar solgun gözükmüyorsun"

"Sana gıpta ediyorum, hiç sorumluluk almıyorsun"

"Yaşına göre çok güzel gözüküyorsun"

"Fotoğraflarda çok güzel çıkıyorsun"

"Bravo o adamı nasıl da kaptın! Çevresinde onca model varken" 

"Yüzünde hiç kırışıklık yok ne güzel, kilolusun ya, kırışıklığı göstermiyor kilo." 

"O işi nasıl aldın ya! Çok şanslısın."

Love bombing, gas lighting, silent treatment vs

Sağlıksız ilişkilerde tanık olacağımız bazı davranışları kısaca tanımlamak istedim. 


Love bombing - sevgi duyduğunuz insana tabii ki güzel sözler söyleyeceksiniz, belki hediyeler alacaksınız, çiçekler göndereceksiniz ama bu farklı. İlişkinin hemen başında sürekli ve aralıksız size "hayatımın aşkımsın" , "senin gibi bir insan tanımadım ben daha" , "sana tapıyorum" , "sensiz olamam", "sen mükemmelsin" gibi sözler söyleniyor ve evinize, iş yerinize sürekli hediyeler, çiçekler geliyor ise bir düşünmelisiniz. Çünkü sizi daha tanımayan bu insan, sizi avucunun içine  aldığından emin olduktan hemen sonra o çıktığınız yerden sizi indirecek: komplimanlar, güzel sözler, hediyeler, çiçekler bitecek ve siz yere çakılacaksınız. İlerisinde de ilişkinin başında bu tattığınız vazgeçilmezlik duygusunu yakalamak için onun bütün yanlışlıklarını görmezden gelip her defasında affedecek, ilişkiden çıkamayacak ve bitiremeyeceksiniz. Sağlıksız ve toxic olduğunu bile bile.

Gaslighting - bir sorunu dile getirdiğinizde karşınızdaki yanlış hatırlıyor olduğunuzu, olayın öyle olmadığını, kendisinin böyle bir şey hatırlamadığını, sizin bunu uydurduğunuzu söylüyor; hatta sizi delirmiş, aklını kaçırmış, alıngan, kafayı yemiş, paranoyak diye tanımlıyor ve tartışmaktan çekiniyor, konuyu böyle kapatıyor ise büyük bir ihtimal gas lighting'in içindesiniz. Sistematik yapılan bu davranış sonucunda kendine olan güveniniz yıkılacak, kendinizi sık sık sorgulayacak, hatta kendinizi "delirdim mi", "gerçekten ben mi uyduruyorum" diye sorgulayacaksınız. 

Silent treatment/passive aggression - bir sorunu dile getirdiğinizde size cevap vermiyor, iletişimi kesiyor, hatta sizi sessizlikle cezalandırıyor ise bu silent treatment'dır. Bu insanla sorunu çözmeniz imkansız. Hatta bir kaç kereden sonra artık susacak, problemi ifade etmeyi bırakacaksınız. Çünkü sizi sessizlik ile eğitmiş olacak. Passive aggression ise sorunu size ifade etmeyen bu insan size hissettiği kızgınlığı sesinde ve verdiği sert cevaplarda gösterecektir ve hep siz "bu sefer ne yaptım, ne oldu, ne yapmış olabilirim" diye kendinizi yiyeceksiniz. Burada sorunumuz iletişim bozukluğu. İlişki içindeki sorun dile getirilmeyecek ve bu yüzden çözülmeyecek, anlaşmak ve  bir noktada buluşmak mümkün olmayacaktır. Diğer taraf ise kendini suçlu hissedecektir.

Guilt tripping - Yanlış bir şey söylemediğiniz veya yapmadığınız halde kendini kurban gibi gösterecek ve sizi suçlu hissettirecektir. "Beni zaten kim sevdi ki" , "ben zaten sevilmeye layık değilim" , "bana zaten kimse iyi davranmaz ki sen yapasın" gibi cümlelerle gelen insan size bu taktiği uyguluyordur ve sizi suçlu hissettirecek ve istediğini yaptıracaktır. 

3 Mart 2021 Çarşamba

Kadının kaderi nerede hangi soruda

Kadın olarak doğuyorsun. Okula göndermiyorlar, aileye daha fazla yük olma diye ve biraz da başları senin yüzünden bir belaya girmesin diye hemen elden çıkarıp bir adama veriyorlar. Hayatın boyunca çocuk doğurup hem çocuklara hem adama hizmet ediyorsun. Karşılığı dayak, zorbalık, aldatılmak, üstüne gelen kuma.

Veya... 

Kadın olarak doğuyorsun. Okula gönderiyorlar. Kariyer yapıyorsun. Ayaklarının üstünde duruyorsun. Ama kafanın etini yiyorlar, evlenmelisin çocuk yapmalısın diyorlar. Sen de bir adam bulup evleniyor ve daha fazla beklemeden çocuk yapıyorsun. Hayatın boyunca hem adama hem de çocuklara hizmet ediyorsun. Karşılığı dayak, zorbalık, aldatılmak.


Hep aynı yere geliyor ise kadın, nerede hangi karar yanlış, kadının kaderi nerede, aldığı hangi kararla değişebilir? 

Aşık olmayacak? 
Evlenmeyecek? 
Çocuk yapmayacak? 
Kariyerini bırakmayacak? 


19 Ocak 2021 Salı

Romantik komediler

Romantik komedilerden ne öğreniyoruz?

Erkek için değişmek gerekmektedir. O gözlükleri çıkarıp, saçlarınızı büyük ihtimal sarıya boyamanız ve gradrobunuzu değiştirip o dayanılmaz sexy kadına dönüşmeniz şarttır. Doğal haliniz onun size aşık olması için yetmez, adam sizi olduğunuz gibi, göründüğünüz gibi sevemez.  

Şayet güçlü kariyer kadını iseniz aşkı yakalamanız imkansızdır. Aşk için nazlı, şuh, kadın gibi kadın (!), feminine ve muhtaç olmanız şarttır. 

Aşık olduğunuzda onu itmeniz, ona karşı koymanız ve ondan kaçmanız gerekir.  Kadının sizi uzunca bir süre terslemesi, kolay elde edilmemesi, hemen evet dememesi aşka değer olduğunun kanıtıdır.  Erkek sizi iterse, ilişkiye karşı durursa, aranıza duvar örerse bu sizi gerçekten seviyor ve bu sevgiden korkuyor diyedir. 

Asıl adam, seks yapan, önüne geleni yatağına atan aşktan kaçan ama içinde gizli gizli aşkı arayan ama bir türlü bulamayan bir seks machine dir - ta ki sizinle karşılaşana kadar. Bu adamı ancak sizin değiştirme kabiliyetiniz vardır - evet bu adamı ancak sizin gibi romantik sevgi dolu bir kadın, yeterince beklerse ve inat ederse, aşk adamı yapabilir. 

Kadını kazanmanız için daha önce kimsenin düşünemediği bir şey yapmanız gerekecektir. Mesela sokağını güllerle doldurmanız, hep görmek istediği o yere özel jetinizle götürmeniz, evinin önünde mumlarla adını yazmanız, kar seviyor diye Temmuz ayında evinin üstüne kar yağdırmanız olmazsa olmazdır. 

Stalking normaldir. Sizi sokağınızda bekleyebilir, hangi clubda olduğunuzu bulabilir, hatta karşınıza çıkabilir. Evinizin adresini bulup evinize tonlarca çiçek gönderebilir. Beni kabul etmezsen bu köprüden atlarım diyebilir. Sertçe kendine çekebilir, öpebilir, sen benimsin diyebilir. Normal hayatta hemen polisi cağıracagımız durumlar romantik filmlerde sevimlidir. 

17 Ocak 2021 Pazar

Özgürleşmek

Insan kendisini bunca zamandır bağlayan, o kopamam sandığı zincirden bir çırpıda kurtulabiliyormuş demek. Ilk işareti gördükten sonra, olamayacağını görmek için uzunca bir süre sabırla bekledikten sonra o "bir çırpıda" dediğin yere geliveriyormuş insan.  

Ne de özgür hissediyorum. Kaygılardan özgür, düşüncelerden özgür, beklemekten özgür, düzelir mi diye umut etmekten özgür. 

13 Ocak 2021 Çarşamba

Hollywood fantezisi cool kadin

Bir Hollywood fantezisi: Cool kadın.

Cool kadın olmak için en önce erkeklerin ilgi duyduğu seylere ilgi duymanız gerekiyor. Mesela saatlerce Xbox/Playstation veya bilmem ne oynayabilmelisiniz. Baseball, bowling veya dart da. Arabalar ile ilgili süper bilgili olmalı, hatta arabanızı kendiniz tamir edebilmelisiniz. Futbolu da yakından takip etmeli, maç seyretmelisiniz. Maç seyrederken küfür ediyor iseniz bonus alıyorsunuz. Golf oynuyor veya snowboarding yapıyor iseniz, wow, siz cool kadınsınız. Ama bunca ilgi duydugunuz alanda asla erkeği geçmeyeceksiniz. Her hangi bir konuda erkekten daha iyi olmamak cok onemli. 

Bira ya da scotch icmeli, bolca junk food yemelisiniz. Öyle ben salata yerim, aman kiloma dikkat ederim yok. Onca yediğiniz hamburger, sandwich, McDonalds, Burger King ve pizzaya ragmen de ince, seksi ve inanılmaz derecede de hot olmalısınız, bu işin en önemli kriteri ne kadar hot oldugunuz. Çirkin (!) bir kadının cool olabilmesi mümkün değil. 

Asla sinirlenmeyecek, erkeği kısıtlamayacak, ona bolca kendi özgür alanını vereceksiniz. Asla ona "bunu niye yaptın" diye bir soru sormayacak, hele hele asla trip atmayacaksınız. Cool olacaksınız işte. 

Erkeklerin yarattığı erkek fantezisi ve gerçek hayatta gerçek olabilmesi imkansız bu cool kadın, bana sanki erkeğin alter egosu gibi geliyor, hatta fazlaca homoerotic kokuyor. Sanki en yakın arkadaşını hot kadın bedenine sokmuşlar gibi. 

Ladies' man

Ladies' man.... her kadının sahip olmak istediği ama olamadığı o inanılmaz seksi, inanılmaz ele geçirilemez, bir türlü yola getirelemez, terbiye edilemez adam.

Incubus, hani su kadinlarla uyurken onlarla sevişen yaratık; Eski Yunan'da Zeus, ölümlerle ve tanrıçalarla sevişmek için hayvan formuna girmeyi bile göze almış o yüce ladies' man; ve derken 17. yüzyılda Lothario, arkasından Don Juan ve Casanova, hepsi kadınlarla sadece sevişmek isteyen ve bunu yapabilmek için kılıktan kılığa giren, sonunda istediğini elde eden, ama asla söz vermeyen, kaçıp giden o dayanılmaz adam. İlk başlarda şeytani, şehvet düşkünü bu adamlar için kötü sözler söylenmiş olsa da 20. yüzyılda durum değişiyor, bu tip adamı romantik bir hale sokmayı başarıyor Holywood, mesela Valentino, mesela Zorro, mesela Thief of Baghdad. 1920'lerdeki Don Juan karakteri ile 1940'lardaki Don Juan karakteri bile değişiyor. Ve derken sinemadaki değişimler ladies' man karakterimizi de değiştiriyor. Mesela James Dean, duygusal ladies' man görmeye başlıyoruz birdenbire Ama en büyük ladies' man 1960'larda ortaya James Bond! Yakışıklı, bitmek tükenmek bilmeyen bir libido, istediği kadını hemen elde eden, inanılmaz seksi, zor ve tehlikeli işlerin adamı James Bond. Ancak, ikinci dalga feminizminden sonra yine durumlar değişiyor. Mesela Saturday Night Fever'daki John Travalto, mesela American Gigolo'daki Richard Gere; kadınlar bu tür erkeğin karakterindeki eksilikleri hemen görüveriyorlar ve bir zamanlar ladies' man karakterimiz artık o kadar da seksi değil, tam tersi eksik. 1990'li yillarda ise ladies' man artık bir komedi haline geliyor, mesela Austin Powers. 2000'li yıllara geldiğimizde ise neredeyse acır hale geliyoruz bu taktiklere, mesela Niptuck.

Bir yazara gore ise dörde ayrılmış ladies' man.

Darwinian Alpha Male type: Mükemmel bir vücut, yakışıklı, karizmatik, seksi, güçlü, toplumda yüksek bir yerde, cessur ve aşırı zengin, mesela James Bond, mesela Sex and the City'deki Mr Big, mesela IronMan.

Player Seducer: Bir kadını gözüne kestiren bu konuda taktik izleyen, bu konuda önceden ince planlar yapan, ve mükemmel bir cümle ile söze giren ve kadını elde edene kadar peşini bırakmayan o tür. How I Met Your Motherdaki Barney.

Satanic Seducer: Kadını elde etmeyi oyun gibi gören, kazanılacak ve yerle bir edilecek bir zafer gibi gören, o karanlık yüz. Dangerous Liasons buna en güzel örnek.

Pathological Women Pleaser: Narsicistic, sociopath, seks addiction'ı olan, ruh hali bozuk tür. Mad man, Californication, Two and Half Man karakterkleri.

Hepsinin ortak özelliği: sekse düşkünlük, bir bağlanamama ve asla asla tatmin olamama durumu. Her halükarda en önemli şey kendileri, egoism, bencillik, self centered olma hali. İçlerinde doldurulamaz boşluk. Ve aslında her biri birer misogynist.

Neyi bekliyorum?

Batı felsefesini okudum, yedim yuttum, anladım, yerimi de buldum. Nihilist, existentialist, stoic filan filan, tamam. Sonra az daha öldürüyordun beni, hadi oradan da çıktık. Cognitive behavioural terapi, Freud, çocukluğuna in, ilaçlar filan filan. Bütün addictionları bırakmışken ve tam da mutluluğu buldum derken niye onu benden alıyorsun, hem de böyle alıyorsun?

Cevabı için bu sefer de doğuya gideyim o felsefeleri de yiyip yutayım dedim, spiritualism, sufism, tao filan filan, tamam. Chakraları açtım, dönüşüm değişim, eee yaptım, cycle tamamlandı, meditasyon yoga.  Herkesi de affettim, akışa da bıraktım, kontrol yok dedim, teslim oldum. 

Eee ben niye hala ölü gibi hissediyorum? Her sabah niye böyle uyanıyorum, güneş bile çıkmışken.


Umut var mı?

Ne güzel giysiler giyiyor ne de makyaj yapıyorsun. Ne saçını boyuyor, ne de yeni bir şekil veriyorsun. Durmadan kilo veriyorsun. Eskisi kadar sık duş almıyorsun. Evde geçen bir hayat, kimseyi görmüyor, sormuyor, konuşmuyorsun. Zaten seni arayıp merak eden de yok. Çalışamıyor, bir işe yaramadığını düşünüyorsun. Başkalarının sorumluluğunu omuzlarında, dik duramıyorsun. Kitap okumuyor, hiç bir şeyi merak etmiyor, tartışmıyorsun artık. Aynaya bakmıyorsun. Sahi ne kadar vaktin kaldı?