4 Ekim 2026 Pazar

Beni etkileyen hikayeler


Harriet Shelley & Mary Shelley & Claire Clairmont & Percy Shelley 

Harriet, Percy’nin ilk eşi. Daha 16 yaşındayken Percy ile evleniyor; hem de Percy aslında başka bir kadına aşıkken. Harriet oldukça genç, ancak inanılmaz akıllı bir genç kız. Percy’nin Londra’da olduğu bir zaman diliminde, Percynin en yakın arkadaşı Hogg, Harriet ile birlikte olmak istiyor. Harriet bu girişimi reddediyor ve durumu eşi Percy’ye söylüyor. Ancak Percy’den hiç beklemediği bir cevap alıyor: Percy aslında bu girişimi onaylıyor, eşine Hogg ile beraber olabileceğini söylüyor. İşte o zaman bu evliliğin yürümeyeceğini anlıyor Harriet. 

Zaten Percy’nin ilgisi evliliklerinin birinci yılında kaybolmaya yüz tutuyor. İlk bebekten hemen sonra da saçma sapan sebeplerden dolayı Harriet’i aşağılıyor, başka kadınlarla beraber oluyor, diğer kadınlara onu ve kadınlığını şikayet ediyor, evliliğinde ne kadar mutsuz olduğunu anlatıyor. 

Bu arada Percy; Mary ve Claire adında iki üvey kız kardeşle tanışıyor. Babaları ünlü bir felsefeci ve Percy’nin bir arkadaşı. Mary, aynı Harriet gibi, daha 16 yaşındayken aşık oluyor Percy’ye. Percy; Mary ve Claire ile beraber Avrupa’ya kaçıyor, orada yaşıyor, yatağını bu iki kadınla paylaşıyor; ne zaman mı? Harriet ikinci çocuklarına hamileyken. Kısa bir süre sonra da zaten intihar ediyor Harriet. 

Mary ve Percy evleniyor, çocuk yapıyor, bir yandan da durmadan yazıyorlar; ancak borçtan başlarını kaldıramıyorlar. 

Percy bir deniz kazasında ölüyor, Mary ise Frankenstein’ı yazıyor. 

Ne Mary’ye üzülüyorum ne de Percy’ye, ne de hayatındaki başka bir kadına; bu hikayede en çok üzüldüğüm, matemini tuttuğum kadın Harriet!

Jane Birkin & Charlotte Gainsbourg & Serge Gainsbourg 

Jane Birkin’e bayılırım; böylesine güzel, böylesine alımlı mı olur bir kadın! Kahküllerimin en büyük sebebi. 

Charlotte’ı Jane Eyre’de seyretmiştim; “Kim bu kadın, kim bu kadın?” diye kendimi yemiştim. Aslında klasik anlamda güzel bir kadın değil, ama yüzünde, ifadesinde başka bir şey var. Nasıl da yerinde bir karar onu bu rol için seçmek diye düşünmüştüm! Bir kere ben Jane Eyre’e ve yazarı Brontë’ye de hayranım. Sonra Antichrist çıktı karşılıktı; baktım yine aynı yüz, Jane Eyre’in yüzü bu sefer Antichrist’taki kadın olmuş. Bütün inançlarımı altüst eden, her şeyi yeniden gözden geçirmemi gerektiren bu filmin en büyük kahramanını artık tanımalıyım dedim ve buldum. Meğerse benim en çok sevdiğim kadınlardan Jane Birkin’in kızıymış, hem de Serge’den olma kızı. Ondanmış meğer bu hayranlığım. 

Serge, Fransa’da oldukça tanınmış bir yazar, şair ve oyuncu; inanılmaz yetenekli. Ancak içkiyle sorunu var. Serge, Jane ile tanıştığında Jane daha çocuk yaştadır. Beraber —aslında Serge’in Brigitte Bardot ile söylemek için yazdığı— "Je t’aime" şarkısını söylüyorlar. Birçok radyo istasyonunda yasaklanıyor parça, erotik sesleri ve sözleri yüzünden. Uzun süren bir evlilikleri oluyor; Serge’in çoğunlukla sarhoş olduğu, birkaç çocuklu bir birliktelik. Sonra boşanıyorlar. Serge kendini daha da çok içkiye veriyor, bir sürü TV programına sarhoş çıkıyor, sorun çıkarıyor, yavaş yavaş gözden düşüyor. Sonra ölüyor. Jane ise hâlâ onu ne kadar çok sevdiğini söylüyor. Jane' i de yakın bir zamanda kaybettik.


Sylvia Plath & Assia Wevill & Ted Hughes 

Sylvia Plath ve Ted Hughes şair, yazar ve evliler. Ancak Ted, Assia Wevill’e tutuluyor ve bir ilişki yaşamaya başlıyorlar. İlişkileri, Londra’daki dairelerini evli olan Assia ve kocasına kiraladıkları bir zaman diliminde başlıyor. Sylvia ve Ted ayrılıyorlar, Ted Assia ile yaşamaya başlıyor. Sylvia depresyona giriyor, o sırada bir sürü eser ortaya koyuyor; çoğu kendi günlük hayat deneyimlerine ait. Daha 30 yaşındayken de intihar ediyor: Mutfakta fırının içine başını sokup gazı açıyor, ama öncesinde yan odada uyuyan çocuklarına bir şey olmasın diye kapının altını ıslak bezle kapatıp bantlıyor. 

Assia ve Ted beraber yaşamaya başlıyorlar, hatta Assia, Sylvia ile Ted’in çocuklarına bakıyor. Bu arada Sylvia’nın kullandığı her şeyi evde tutuyor ve onunla ilgili hastalıklı bir takıntı geliştiriyor. Suçluluk duyuyor, bir yandan da Ted’e büyük bir düşmanlık besliyor. Ted’in kendisini kullandığını düşünüyor; kendisini bir çocuk bakıcısı veya temizlikçi gibi gördüğünden yakınıyor. 

Ted zaten o sıralarda yine başka biriyle ilişki yaşamaya başlıyor. Assia da kendini öldürmeye karar veriyor, aynı Sylvia gibi, ancak bir farkla: Yatağını mutfağa taşıyor, Ted’den olma dört yaşındaki kızını yanına yatırıp uyutuyor, ağrı kesici alıyor, viski içiyor ve fırının gazını açıyor. 

Tuhaf bir şekilde, Sylvia ve Ted’in oğlu Nicholas Hughes da 47 yaşındayken kendini asarak son veriyor hayatına...


Bu hayatlar hakkinda uzun uzun yazilar mi yazsam acaba? Boyle cok kisa oldu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder